ÇOCUKLARDA SAĞLIKLI SINIRLAR OLUŞTURMAK

Çocuklar dünyaya geldiklerinde kendilerini tüm güçlü hissederler ve ego kapasiteleri çok zayıftır. Bir süre anne tarafından bu tüm güçlü olma hali desteklenir. Acıkıp ağlamadan beslenir, altı kirlendiği anda temizlenir bunlar çocuğu hayatta tutmak için zaruri olan şeylerdir. Çocuk bu süreçte deyim yerinde ise kendini dünyanın hâkimi olarak görür ve kendisini, annesi ile bir bütün olarak hisseder. Bu anne ile bir bütün olma hali, belirli bir yaş periyoduna kadar devam eder. İlk kırılma ve ilk sınırla karşılaşana kadar çocuk her şeyi yapabileceğine inanır. Kontrolsüz ve tamamı ile istediği gibi davranmaya çalışır. Bu noktada yapılması gereken çocuğa sağlıklı kırılmalar yaşatarak çocuğun ego kapasitelerini genişletmektir. Bu zamana kadar hep id (ilkel benlik)’den gelen komutlarla hareket eden çocuk artık süperego(toplumsal benlik)’nun da varlığını keşfeder. Sınırların ağırlıklı oranla babadan gelmesi istenilen ve sağlıklı olandır. Çocuk annenin ona duyduğu sevgi ve şefkat bağından dolayı annenin sınırlarının esneyebileceği düşüncesindedir. Çocuğun dünyasında baba, önemli bir süper ego temsilidir. Süper ego; kurallar, otoriteler ve çeşitli sınırlandırmaları kapsar.

Bu süreçte en önemli husus; yerinde ve yeterince sınır koymaktır. Her şeye sınır koymak her şeye hayır demek çocukta sınır tanımamazlığa, var olan sınırları anlamlandıramamaya neden olur. Çünkü ebeveyni gerekli gereksiz her şeye hayır diyen bir ebeveyne dönüşür çocuğun. Sınırlar yere, zamana ve mekâna göre değişkenlik göstermez. Bir şey sınırsa evde de bahçede de anneanne, babaanne evinde de aynı sınır geçerlidir. Sınır koyarken ebeveynlerin ortak noktalarda buluşması da en az sınırları belirlemek kadar önemlidir. Bir ebeveynin sınırı ile diğer ebeveynin sınırı aynı olmazsa çocuklar ebeveynlere göre hareket etmeye başlarlar. Bu da bir süre sonra disiplin zaafiyeti oluşturur. Sınır koyarken ebeveynlerin öncesinde bu konu üstünde ortak bir karara varmaları bu açıdan çok önemlidir.

Sınır oluşturmak, uzun ve meşakkatli bir süreçtir. Çocuk ilk başta sınırları anlamlandırmakta ve kabul etmekte güçlük çekebilir. Öfke krizleri, ağlama krizleri, vurma, kırma ya da ebeveyne zarar vermeye çalışma davranışlarında bulunabilir. Öncelikle ebeveyn kendi regülasyonunu sağlayarak çocuğun karşısında sabit bir nesne olarak durabilmelidir. Sabit bir nesne olarak durmak son derece önemlidir. Çocuğa küsmemek, ortamı terk etmemek, yanında kalarak çocuktan gelen öfkeyi göğüsleyebilmek, ebeveyni bu noktada güvenilir kılacaktır. Çocuğu terk etmek, ona küsmek çocuğun dünyasında tahmin edilemeyecek kadar büyük bir üzüntüye sebep olacaktır.

Sınırlara ağlama ya da benzer bir krizle tepki verildiği noktada sakince ağlama krizinin bitmesi beklenmeli kendine, çevresine ya da ebeveynine zarar vermesine izin verilmemelidir. Sakinlik sağlandıktan sonra bu sınırın neden konduğu ve çocuğun o an yaşadığı duygunun ne olduğu konusunda birebir göz teması kurularak iletişim sağlanmalıdır. Sınırı koyma sürecinde çocuklar fazlaca bu sınırları esnetmeye ya da kırmaya çalışacaklardır. Ebeveynler bu noktada kararlı bir şekilde durarak tekrar ve tekrar aynı sınırı uygulamalıdır. Bir süre sonra çocuk bu sınırlara riayet etmeye başlayacaktır.

Ne zaman destek alınmalı?

Çocuğun evde yaşadığı sınır problemleri ev dışındaki okul, park, akraba ziyaretleri (anneanne, dede vb) gibi alanlara taşınmaya başladıysa profesyonel destek alınmalıdır. Bu sınırlara uymamakta ısrar etmeyle beraber davranış problemleri ve öfke krizleri de eklenmeye başladıysa, kendine, ebeveynine, kardeşlerine, öğretmenlerine ya da arkadaşlarına zarar vermeye başladıysa bir uzman görüşü alarak süreci daha kontrollü yürütmek faydalı olacaktır.

PSİKOLOG
ZELAL YILMAZ

Yazılarımız

Perseus Blog

Merak Ettiğiniz Her Şey İçin

Bize Yazabilirsiniz

Danışmanlık verdiğimiz alanlar hakkında detaylı bilgi almak ve sorularınızı iletmek için formumuzu doldurarak bize ulaşabilirsiniz.

contact image